Koruyucuyu Hisset

Otoyolda giderken birden araba sağa sola yalpalamaya başladı. Herhalde eşim dengesini kaybetti diye düşündüm bir an. Yenice bir parça simit koparmış vermiştim, sabah erken çıkmıştık yola ve kahvaltı yapmamıştık.

Araba aniden durunca eşim, “Benzin bitti galiba! Aslında yeni almıştım? Hayret! Olacak şey değil!” diye söylendi kendi kendine.

Kornalar çalmaya başladı! Yolun sol şeridinde aniden duran bir araba tabi ki trafiği aksatıyordu. Arabada elektrikle ilgili hiçbir şey çalışmıyordu. Dörtlüleri yakayım dedi yanmıyor! Marş basmıyor! Direksiyon kilitlenmiş gibi… Çaresiz bir şekilde eşim arabadan inip arkadan gelen araçlara aracın arızalandığını işaret ediyordu.

Çekici beklemeye başladık trafiğin ortasında. Uzaktan ışıklarını yakmış, acil bir durum var, çekilin yoldan ben geliyorum dercesine bir çekici geldi ve önümüzde durdu. Belediyenin aracı olduğunu fark edince merak ettik. Çağırılan çekici bu muydu? Hayır! Büyükşehir Belediyesinin ücretsiz yol kurtarma aracıymış! İkimiz de şaşırdık doğrusu… Ücretsiz bir belediye hizmeti …  Bizi güvenli bir şekilde sağ tarafa, yan yola çekip ayrıldı çekici.

Acaba bugün yataktan ters mi kalkmıştım diye düşündüm. Eşim mi tersinden kalkmıştı yoksa! Vardı bir terslik ama hadi hayırlısı deyip başladık sabırla çekici beklemeye… Halbuki Umut Atölyeleri Webinarlarında sürekli pozitif düşünün, sabah kalktığınızda güzel dileklerde bulunun gibi şeyler söylerken hayat daha kolaydı sanki!.. Söylemesi kolay denen şey buydu demek ki! Sabah pozitif kalkmıştım, olumsuz bir durum da yoktu. Her şey yolunda giderken bu ne anlama geliyordu? Hayatın bize bir mesajı vardı belli ki… Haydi bakalım bekleyelim görelim; Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler…

Ben çekiciyi bekleyemeyeceğimi anladım ve “Ben eve döneyim” dedim eşime. Sosyal mesafeyi koruyarak metrobüse bindim! Metrobüste herkes maskeliydi ve birbirlerine çekinerek bakıyorlardı sanki. Herkes daha bir korkuyordu birbirinden. Ne günlere geldik dedim kendi kendime… Metrobüs sakindi, oturacak yer bulmuştum. Etrafıma baktım üç ayın acısını çıkartırcasına. Dükkanlardan kimileri kapanmış kimileri de devren satılıktı. Ne hayallerle kurulmuştu, ne hayallerle süslenmişti o kebap, o tuhafiye dükkanları… Küçük esnaf nasıl dayansın üç ay kapalı kalmaya ve kira ödemeye… Allah herkesin yardımcısı olsun diye diye durağa kadar geldim metrobüsle. Artık inme vakti gelmişti ve eşimden hiç haber yoktu. Arayayım diye düşündüm bir de dedim ki belki şu anda arabayı çekiciye almaya çalışıyorlardır deyip vazgeçtim. İndim metrobüsten üç aydır yürümemenin verdiği rahatsızlıkla yokuş yukarı yürümeye başladım yavaş yavaş. Etrafıma baka baka… Sanki sokağa yeni çıkmış bebekler gibi merakla baktım etrafıma…

Eve geldim. Evde bir taraftan çay demliyorum bir taraftan da iş görüşmeleri, sosyal medya tasarımları, paylaşımlar vs… Ya bizim araba ne oldu? Ses seda yok! Aradım eşimi açmıyor. Herhalde hala çekiciyle beraber, henüz tamire gidememiş…….. Sessizlik, çay keyfi, kahvaltı… Oh ne mis. Eşin arabayla uğraşsın sen burada keyif yap. Akşam anlattım daha; eril dişil enerjiyi; kök çakra erkeklerde sağa döner, onlar güç isteyen konularda daha iyidir, böyle işlerde daha başarılıdır diyordu. O zaman o iş onun deyip çayımı yudumladım.

Eşim arıyor. Heyecanlandım ve telefonu açtım. “Ne oldu biliyor musun?” dedi ve oradan biriyle konuşmaya başladı. Ben dinliyorum gizli gizli… Kaportayı açıyorlarmış… Ses gelmiş… O da ne? “İki tane kedi mi varmış? Nasıl yani?” dedi. Eşim “Ben seni birazdan ararım.” deyip kapattı.

Hadi iç bakalım çayını… Kalbim heyecanla atıyor… Kedi mi? Nasıl? Ölü mü? Arabada ölmüş mü? Annesi var mı? Eğer yavruysa ve sağsa kızım çok sevinecek! Derken eşim tekrar aradı.

Arabanın kaputunu açtıklarında dört tane sevimli göz korkuyla onlara bakıyormuş. İki yavru kedi, kaportanın içine, motorun altına yuva yapmışlar ve iki kardeş mutlu mesut yaşıyorlarmış. Bizim de bugün arabayı kullanacağımız tutmuş. Güvenli bir şekilde çıkarmışlar kedileri. Arabanın elektrik sistemi arızalandığı için araba tamire alınmış. Eee kedilere ne olmuş?

Önce kucakta bir kedi fotoğrafı geldi. Baktık kızımla sevdik, sevindik, heyecanlandık, duygulandık. İnşallah kedilerde bir yara bere yoktur diye.

Araba mı? Ona bir şey olmaz. Tamir olur düzelir…

Koruyucuyu hissetmek nasıl bir şey olmalı? Yüce koruyucu, masum iki kediyi yol boyunca kaportanın içinde motorun sıcağına rağmen nasıl da koruyor. Nasıl da onlara can veren, onları koruyup kolluyor. Nasıl da sapa sağlam elimize ulaştırıyor. Şükürler olsun Yüce yaratıcı ve Yüce Koruyucu’ya…

Kapı çalıyor. Kızım koş baban geldi. Açıyoruz kapıyı veee tatlı mı tatlı bir kedicik. Minicik. Korkmuş gözlerle bakıyor bize. Kızım alıyor kucağına seviyor ve bana veriyor. Annelik duygularımla bağrıma basıyorum ki minicik kediyi, sakinleşiyor. Tekrar Koruyucuyu hissediyorum hem de iliklerime kadar. Allah’ım sen ne büyüksün, nasıl harika bir Koruyucusun. Defalarca şükrediyorum. Duygulanıyorum. Ya kediler ölseydi. Neyse ki bizim bilmediğimizi bilen, bizim görmediğimizi gören ve koruyan bir Koruyucu var ve kendini bize hissettiriyor… Sonsuz teşekkürler.

Koruyucuyu hissetmek istersen O her yerde.

Bir de bizi öyle korudu ki sonsuz şükürler olsun. Trafikte sol şeritte aniden dur ve arkandan gelen her araba seni fark etsin yavaşlasın ve sen her duruma karşı Koruyucu tarafından korunduğunu hisset. Tüyler ürpertecek kadar değerli Korunmak ve Koruyucuyu Hissetmek.

Teşekkür ederim Allah’ım bizi koruduğun ve bunu hissettirdiğin için … Şükürler olsun.

Sevdiklerimizle paylaşmayı unutmayalım :)

“Koruyucuyu Hisset” üzerine 2 yorum

  1. Ne güzel bir hikaye ve ne güzel anlatmışsınız Her gün o kadar çok mucize yasiyoruz ki ama fark edemeyecek teşekkür edemeyecek kadar başka şeylerle meşgulüz.Hep şükür halinde olup yaşamın anlamını görebilmek ne mutlu

  2. Büyük bir heyecanla ve bir nefeste okudum. Çok güzel bir anlatım ve etkileyici bir olay. Acizsen seni koruyan bir kudret her daim vardır. Kaleminize sağlık ❤️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Mesaj Gönder
Merhaba ben Hasibe,
Nasıl yardımcı olabilirim?