Çocukluk Kahramanın Kim

Gözlerini açtığında mis gibi bir koku geldi burnuna… Neydi bu kokan? Neredeydi Yusuf?

Yer yatağında yatıyordu, üzerinde ağır pamuk yorgan, hareket bile edemiyordu altında. Doğruldu kokunun nereden geldiğine bakmak için:

  • Ooo babaanne ne yapıyorsun?
  • Sana ekmek kızartıyorum yavrum, hadi uyan da ekmekler soğumadan karnını doyur.

Küçük tüp odanın içinde, üzerinde dikdörtgen bir teneke ızgara, üzerine sürülmek için bekleyen, kağıdı kenarlarından kıvrılmış sana yağı… tahta kapının hemen yanında alevler çıkara çıkara yanan soba, sobanın yanında bekleyen odunlar, odadaki iki tahta kanepe , camın önündeki mor menekşeler ve pencereden içeriye bakan şirin kediler, tahta kanepenin üzerine serilmiş divan örtüleri … masal evini anımsatan bir görüntü vardı bir de koku eklenince tam bir masal evi haline gelmişti babaannemin odası.

  • Babaanne çok karnım acıktı. Nasıl bir koku bu böyle?
  • Hadi canım yavrum çay da hazır.
  • Babaanne ya sen harikasın dedi Yusuf .

Çok mutlu olmuştu böyle uyandırıldığı için. Evleri aynı avluda sayılırdı Yusuf ve babaannesinin. Yusuf ve ailesi iki katlı apartmanın ikinci katında oturuyorlardı, babaanne de arka tarafta küçük kerpiç bir evde kendi evinde yaşıyordu. Her akşam Yusuf onu yemeğe davet etmek için yanına gelirdi ve 

  • Babaanne babam yemeğe çağırıyor derdi .
  • Annen de çağırıyor mu ? diye soran ince ruhlu, naif, saygıdeğer bir insandı Fadime Kadın. Yemeğe giderken elinde ekmeğini de götürürdü kimseye zahmet vermeyeyim diye…

Nar gibi kızarmış ekmeklerin yanında köylü pazarından alınmış kokulu peynir bir de ekmeğin üzerine sürmek için çilek reçeli vardı. Yusuf daha önce hiç kızarmış ekmek yememiş gibi hızlı hızlı yedi ekmeklerden. Çayını içti afiyetle… öyle iyi gelmişti ki bu kahvaltı ritüeli Yusuf’a… Her gün burada kalabilirdi. Ama kalamazdı çünkü babası izin vermezdi. Babaannesi yaşlıydı ve ona zahmet olurdu. Çünkü Yusuf’un yattığı yer yatağı Yusuf için özel hazırlanıyordu. Kahvaltı da ona özel odada hazırlanıyordu. Bunları yaşlı babaannesi hergün yapamazdı bunu kendisi de biliyordu.

  • Çok teşekkür ederim babaanne. Ellerine sağlık.
  • Afiyet bal şeker olsun yavrum sen her zaman gel ben zaten yalnızım.
  • Tamam babaanne gelirim.

Dedi ve oynamak için dışarı çıktı Yusuf. Kediler bahçedeydi. Yavrular da vardı. Onlara ekmek ufalayarak yedirmek istedi. Anne kedi bu davranışına sinirlendi ama yine de Yusuf’u tanıyordu çok sert davranmadı. Yavrulara zarar vermeyeceğini biliyordu anne kedi. Dört tane yavru hepsi birbirinden güzeldi. Biri sarman ikisi tekir biri kırpık gibi karmakarışık tüylere sahipti. Yusuf onlara saatlerce baktı okşadı oynadı onlarla zamanın nasıl geçtiğini anlayamadı. Bir anda annesinin arka balkondan seslenmesiyle sıçradı.

  • Yusuf neredesin?
  • Buradayım anne
  • Hadi gel artık
  • Tamam geliyorum
  • Babaannen ne yapıyor?
  • Kuran okuyor anne

Dedi ve eve doğru koşarak gitti Yusuf.

Dindar bir insandı Fadime Kadın. Gününün bir kısmını Kur’an okuyarak bir kısmını namaz kılarak bir kısmını da komşularıyla Allah’ı konuşarak tamamlardı. Boş vakit yoktu onun için her an dolu dolu geçirilmeliydi. Her gün evren bize 24 altın veriyor kesemize koyuyoruz. O altınları doğru şekilde harcamazsak ertesi güne kesede hiç altın kalmıyor ancak yeni 24 altın keseye ekleniyordu. Bu 24 altın bugün harcanmalı, değerlendirilmeli, hayata değer katmalıydı. Çok konuşmazdı Fadime Kadın. Az ve öz konuşur konuşunca da Allah derdi, İman derdi, namaz derdi, Kur’an derdi. Çocuklarına torunlarına komşularına hep böyle öğütlerdi. Gelen komşularına güler yüzüyle ve sevgisiyle hizmet eder yaşlı olmasına rağmen onlara bir iş yaptırmazdı. Yaşlıydı ancak iman kuvveti vardı yüreğinde… Herkesin kalbi iman nuruyla yansın diye çabalar dururdu. Dualar eder insanları bilgilendirirdi. Bunlardan bir de tabi ki Yusuf’tu. Yusuf’la uzun uzun sohbetler ederlerdi. Yusuf büyüdü üniversiteli oldu İstanbul’da okumaya başladı. Her geldiğinde onunla tatlı sohbetler ederler hayatında olan olayları anlatırdı. Kurtuluş savaşına katılmış, kardeşlerini sırtında ve kucağında taşımış yeri gelmiş kaçmış yeri gelmiş hasta bakmış vatan sevdalısı bir kadındı aynı zamanda Fadime Kadın.

 Yusuf İstanbul’dan döndü ve hemen babaannesine gitti. Elini öptü ve halini hatrını sorarak konuya girdi.

  • Babaanne
  • Efendim yavrum
  • Cennete mi cehenneme mi gideceğim?
  • Yavrum sen dünyada iken eğer cennette yaşarsan cennete gidersin.
  • Nasıl yani?
  • İnsan hayatta ne olmak ister nerede yaşamak isterse hayatı ona göre şekillenir. Yani olaylara bakışın çok önemlidir. Eğer hayatında gerçekleşen olaylara güzel gözle bakıp güzel görürsen, güzel bakabilirsen onlar senin için değerli bir tecrübe olur. Eğer hayatta karşılaştığın olaylara düşman gözüyle bakarsan o senin düşmanın olur. Bu dünya da öldükten sonra gittiğin dünya da aynıdır.

Babaannem 94 yaşında dünya değiştirdi. Hayatı hep sükunetli ve sakindi. Ölüm zamanında da oldukça sakin ve metanetliydi. Tam iki hafta yanında sürekli dua okuduk hatta okudum ve ölüm döşeğine üniversite yıllarımda şahit oldum. Benim için muhteşem bir deneyimdi. Sevdiğim insanın dünya değiştirmesine şahit olmuştum ve henüz 20 yaşındaydım. Sonraki dini ritüellere bile şahit olmuş tüm evreleri yürekten takip etmiş ve sevgiyle uğurlamıştım babaannemi. Üzülüp üzülmediğimi tarif edemiyordum. Sadece seyrediyordum. Şuna emindim ki babaannem aynı bu dünyada yaşadığı gibi diğer dünyaya yolcu olmuştu. Şimdi de diliyorum ki o gittiği dünya da aynı bana anlattığı gibi; aynıdır. 

Şimdi mi?

 Bir sosyoloğum ve insanlara babaannemin hayat prensiplerinden bahsediyorum. Bu dünyada karşılaştığımız olaylara eğer pozitif bakarsak onlar pozitife döner hatta öbür dünyaya da bu şekilde aktarılır. “Bilinçaltının Gücü” kitabında Joseph Murphy

‘düşüncelerinizi değiştirirseniz kaderinizi de değiştirirsiniz’

Dediği gibi…

Bilge Fadime Kadın; Kurtuluş savaşı görmüş, okula gitmemiş ama bilinçaltı onu hep bilge olmaya hazırlamış. Ne mutlu ki bu Bilge Fadime Kadın benim de babaannem olmuş.

             Yakın zamanda gittiğim eğitimde bana

  • Çocukluk kahramanın kim? diye sordular
  • Tabi ki dedim emin bir ses ve gururlu bir edayla
  • BABAANNEM…

Sevdiklerimizle paylaşmayı unutmayalım :)

“Çocukluk Kahramanın Kim” üzerine 2 yorum

  1. Takunya giyerlerdi eskiden yakın yerlere giderlerken, ibrikteki suyle abdest alırlardı bir de. Farklı insanların aynı kahramanları olabiliyor mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Mesaj Gönder
Merhaba ben Hasibe,
Nasıl yardımcı olabilirim?